وَبَشِّرِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أَنَّ لَهُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ كُلَّمَا رُزِقُوا۟ مِنْهَا مِن ثَمَرَةٍ رِّزْقًا قَالُوا۟ هَٰذَا ٱلَّذِى رُزِقْنَا مِن قَبْلُ وَأُتُوا۟ بِهِۦ مُتَشَٰبِهًا وَلَهُمْ فِيهَآ أَزْوَٰجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَهُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ
Kur'an sözlüğü · kabul edilmiş
بَشَّرَ / يُبَشِّرُ / بَشِّرْ
duyurmak
II. kalıp بشر bir duyuru iletir. Zaman ve çatı dilbilgiseldir; sonucun olumlu mu cezalandırıcı mı olduğunu duyurulan içerik belirler.
Sözcüksel kapsam
Kapsam: özenle seçilmiş parça kümesi · Kullanımlar: 38
Kökler: بشر
Lemmalar: بشر
Biçimler: بَشِّرِ · بَشِّرْ · يُبَشِّرُ · بَشَّرْ · بُشِّرَ · نُبَشِّرُ · تُبَشِّرُ · يُبَشِّرَ · تُبَشِّرَ · بَشَّرُ
Kullanım örnekleri (gösterilen: 10; toplam: 38)
Kapsam içi kullanımlar arasından Kur'an sırasına göre ilk 10 tanesi gösteriliyor; toplam sayı 38. Bunlar, konuma dayalı kısa bir ön izleme olarak sunulmuştur ve gösterilmeyen 28 kullanımın oluşturduğu kanıtlardan daha güçlü sayılıp sıralanmamıştır.
وَلَنَبْلُوَنَّكُم بِشَىْءٍ مِّنَ ٱلْخَوْفِ وَٱلْجُوعِ وَنَقْصٍ مِّنَ ٱلْأَمْوَٰلِ وَٱلْأَنفُسِ وَٱلثَّمَرَٰتِ وَبَشِّرِ ٱلصَّٰبِرِينَ
نِسَآؤُكُمْ حَرْثٌ لَّكُمْ فَأْتُوا۟ حَرْثَكُمْ أَنَّىٰ شِئْتُمْ وَقَدِّمُوا۟ لِأَنفُسِكُمْ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّكُم مُّلَٰقُوهُ وَبَشِّرِ ٱلْمُؤْمِنِينَ
إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكْفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَيَقْتُلُونَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَيَقْتُلُونَ ٱلَّذِينَ يَأْمُرُونَ بِٱلْقِسْطِ مِنَ ٱلنَّاسِ فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
فَنَادَتْهُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَهُوَ قَآئِمٌ يُصَلِّى فِى ٱلْمِحْرَابِ أَنَّ ٱللَّهَ يُبَشِّرُكَ بِيَحْيَىٰ مُصَدِّقًۢا بِكَلِمَةٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَسَيِّدًا وَحَصُورًا وَنَبِيًّا مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ
إِذْ قَالَتِ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ يَٰمَرْيَمُ إِنَّ ٱللَّهَ يُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٍ مِّنْهُ ٱسْمُهُ ٱلْمَسِيحُ عِيسَى ٱبْنُ مَرْيَمَ وَجِيهًا فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ وَمِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ
بَشِّرِ ٱلْمُنَٰفِقِينَ بِأَنَّ لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا
وَأَذَٰنٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦٓ إِلَى ٱلنَّاسِ يَوْمَ ٱلْحَجِّ ٱلْأَكْبَرِ أَنَّ ٱللَّهَ بَرِىٓءٌ مِّنَ ٱلْمُشْرِكِينَ وَرَسُولُهُۥ فَإِن تُبْتُمْ فَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِى ٱللَّهِ وَبَشِّرِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
يُبَشِّرُهُمْ رَبُّهُم بِرَحْمَةٍ مِّنْهُ وَرِضْوَٰنٍ وَجَنَّٰتٍ لَّهُمْ فِيهَا نَعِيمٌ مُّقِيمٌ
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّ كَثِيرًا مِّنَ ٱلْأَحْبَارِ وَٱلرُّهْبَانِ لَيَأْكُلُونَ أَمْوَٰلَ ٱلنَّاسِ بِٱلْبَٰطِلِ وَيَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱلَّذِينَ يَكْنِزُونَ ٱلذَّهَبَ وَٱلْفِضَّةَ وَلَا يُنفِقُونَهَا فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Diğer anlamların yetersiz kaldığı yerler
vermek sevinçli müjde
3:21
إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكْفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَيَقْتُلُونَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَيَقْتُلُونَ ٱلَّذِينَ يَأْمُرُونَ بِٱلْقِسْطِ مِنَ ٱلنَّاسِ فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Alternatif: Onları acı bir azapla müjdele.
Araştırma aktarımı: Onlara acı bir cezayı duyur.
Duyurulan içerik açıkça acı bir azaptır. Buna “müjdeli haber” demek içerikle çelişir; tarafsız “duyurmak” ise duyurunun olumlu mu cezalandırıcı mı olduğunu ayetin kendisinin bildirmesine imkân verir.
vermek iyi ilgili
3:21
إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكْفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَيَقْتُلُونَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَيَقْتُلُونَ ٱلَّذِينَ يَأْمُرُونَ بِٱلْقِسْطِ مِنَ ٱلنَّاسِ فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Alternatif: Onlara acı verici bir cezanın müjdesini ver.
Araştırma aktarımı: Onlara acı bir cezayı duyur.
Duyurulan içerik açıkça acı bir azaptır. Buna “müjde” demek içerikle çelişir; tarafsız “duyurmak” ise duyurunun olumlu mu cezalandırıcı mı olduğunu ayetin kendisinin bildirmesine imkân verir.
vermek sevinçli müjde
4:138
بَشِّرِ ٱلْمُنَٰفِقِينَ بِأَنَّ لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا
Alternatif: Münafıklara, onlar için acı bir ceza olduğunu müjdele.
Araştırma aktarımı: Münafıklara acı verici bir cezaları olduğunu duyur.
Duyurulan içerik açıkça acı bir azaptır. Buna “müjdeli haber” demek içerikle çelişir; tarafsız “duyurmak” ise duyurunun olumlu mu cezalandırıcı mı olduğunu ayetin kendisinin bildirmesine imkân verir.
vermek iyi ilgili
4:138
بَشِّرِ ٱلْمُنَٰفِقِينَ بِأَنَّ لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا
Alternatif: Münafıklara acı verici bir cezaları olduğu müjdesini ver.
Araştırma aktarımı: Münafıklara acı verici bir cezaları olduğunu duyur.
Duyurulan içerik açıkça acı bir azaptır. Buna “müjde” demek içerikle çelişir; tarafsız “duyurmak” ise duyurunun olumlu mu cezalandırıcı mı olduğunu ayetin kendisinin bildirmesine imkân verir.
vermek sevinçli müjde
9:3
وَأَذَٰنٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦٓ إِلَى ٱلنَّاسِ يَوْمَ ٱلْحَجِّ ٱلْأَكْبَرِ أَنَّ ٱللَّهَ بَرِىٓءٌ مِّنَ ٱلْمُشْرِكِينَ وَرَسُولُهُۥ فَإِن تُبْتُمْ فَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِى ٱللَّهِ وَبَشِّرِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Alternatif: İnkâr edenlere acı bir cezanın müjdesini ver.
Araştırma aktarımı: İnkâr edenlere acı bir azabı duyur.
Duyurulan içerik açıkça acı bir azaptır. Buna “müjdeli haber” demek içerikle çelişir; tarafsız “duyurmak” ise duyurunun olumlu mu cezalandırıcı mı olduğunu ayetin kendisinin bildirmesine imkân verir.
vermek iyi ilgili
9:3
وَأَذَٰنٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦٓ إِلَى ٱلنَّاسِ يَوْمَ ٱلْحَجِّ ٱلْأَكْبَرِ أَنَّ ٱللَّهَ بَرِىٓءٌ مِّنَ ٱلْمُشْرِكِينَ وَرَسُولُهُۥ فَإِن تُبْتُمْ فَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِى ٱللَّهِ وَبَشِّرِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Alternatif: İnkâr edenlere acı bir cezanın müjdesini ver.
Araştırma aktarımı: İnkâr edenlere acı bir azabı duyur.
Duyurulan içerik açıkça acı bir azaptır. Buna “müjde” demek içerikle çelişir; tarafsız “duyurmak” ise duyurunun olumlu mu cezalandırıcı mı olduğunu ayetin kendisinin bildirmesine imkân verir.
vermek sevinçli müjde
9:34
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّ كَثِيرًا مِّنَ ٱلْأَحْبَارِ وَٱلرُّهْبَانِ لَيَأْكُلُونَ أَمْوَٰلَ ٱلنَّاسِ بِٱلْبَٰطِلِ وَيَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱلَّذِينَ يَكْنِزُونَ ٱلذَّهَبَ وَٱلْفِضَّةَ وَلَا يُنفِقُونَهَا فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Alternatif: Onları acı bir azapla müjdele.
Araştırma aktarımı: Onlara acı bir cezayı duyur.
Duyurulan içerik açıkça acı bir azaptır. Buna “müjdeli haber” demek içerikle çelişir; tarafsız “duyurmak” ise duyurunun olumlu mu cezalandırıcı mı olduğunu ayetin kendisinin bildirmesine imkân verir.
vermek iyi ilgili
9:34
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّ كَثِيرًا مِّنَ ٱلْأَحْبَارِ وَٱلرُّهْبَانِ لَيَأْكُلُونَ أَمْوَٰلَ ٱلنَّاسِ بِٱلْبَٰطِلِ وَيَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱلَّذِينَ يَكْنِزُونَ ٱلذَّهَبَ وَٱلْفِضَّةَ وَلَا يُنفِقُونَهَا فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Alternatif: Onlara acı verici bir cezanın müjdesini ver.
Araştırma aktarımı: Onlara acı bir cezayı duyur.
Duyurulan içerik açıkça acı bir azaptır. Buna “müjde” demek içerikle çelişir; tarafsız “duyurmak” ise duyurunun olumlu mu cezalandırıcı mı olduğunu ayetin kendisinin bildirmesine imkân verir.
vermek sevinçli müjde
31:7
وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَٰتُنَا وَلَّىٰ مُسْتَكْبِرًا كَأَن لَّمْ يَسْمَعْهَا كَأَنَّ فِىٓ أُذُنَيْهِ وَقْرًا فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Alternatif: Onu acı bir azapla müjdele.
Araştırma aktarımı: Ona acı bir cezayı duyur.
Duyurulan içerik açıkça acı bir azaptır. Buna “müjdeli haber” demek içerikle çelişir; tarafsız “duyurmak” ise duyurunun olumlu mu cezalandırıcı mı olduğunu ayetin kendisinin bildirmesine imkân verir.
vermek iyi ilgili
31:7
وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَٰتُنَا وَلَّىٰ مُسْتَكْبِرًا كَأَن لَّمْ يَسْمَعْهَا كَأَنَّ فِىٓ أُذُنَيْهِ وَقْرًا فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Alternatif: Ona acı verici bir cezanın müjdesini ver.
Araştırma aktarımı: Ona acı bir cezayı duyur.
Duyurulan içerik açıkça acı bir azaptır. Buna “müjde” demek içerikle çelişir; tarafsız “duyurmak” ise duyurunun olumlu mu cezalandırıcı mı olduğunu ayetin kendisinin bildirmesine imkân verir.
vermek sevinçli müjde
45:8
يَسْمَعُ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ثُمَّ يُصِرُّ مُسْتَكْبِرًا كَأَن لَّمْ يَسْمَعْهَا فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Alternatif: Onu acı bir azapla müjdele.
Araştırma aktarımı: Ona acı bir cezayı duyur.
Duyurulan içerik açıkça acı bir azaptır. Buna “müjdeli haber” demek içerikle çelişir; tarafsız “duyurmak” ise duyurunun olumlu mu cezalandırıcı mı olduğunu ayetin kendisinin bildirmesine imkân verir.
vermek iyi ilgili
45:8
يَسْمَعُ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ثُمَّ يُصِرُّ مُسْتَكْبِرًا كَأَن لَّمْ يَسْمَعْهَا فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Alternatif: Ona acı verici bir cezanın müjdesini ver.
Araştırma aktarımı: Ona acı bir cezayı duyur.
Duyurulan içerik açıkça acı bir azaptır. Buna “müjde” demek içerikle çelişir; tarafsız “duyurmak” ise duyurunun olumlu mu cezalandırıcı mı olduğunu ayetin kendisinin bildirmesine imkân verir.
vermek sevinçli müjde
84:24
فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Alternatif: Onları acı bir azapla müjdele.
Araştırma aktarımı: Onlara acı bir cezayı duyur.
Duyurulan içerik açıkça acı bir azaptır. Buna “müjdeli haber” demek içerikle çelişir; tarafsız “duyurmak” ise duyurunun olumlu mu cezalandırıcı mı olduğunu ayetin kendisinin bildirmesine imkân verir.
vermek iyi ilgili
84:24
فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Alternatif: Onlara acı verici bir cezanın müjdesini ver.
Araştırma aktarımı: Onlara acı bir cezayı duyur.
Duyurulan içerik açıkça acı bir azaptır. Buna “müjde” demek içerikle çelişir; tarafsız “duyurmak” ise duyurunun olumlu mu cezalandırıcı mı olduğunu ayetin kendisinin bildirmesine imkân verir.