وَدَّ كَثِيرٌ مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ لَوْ يَرُدُّونَكُم مِّنۢ بَعْدِ إِيمَٰنِكُمْ كُفَّارًا حَسَدًا مِّنْ عِندِ أَنفُسِهِم مِّنۢ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ ٱلْحَقُّ فَٱعْفُوا۟ وَٱصْفَحُوا۟ حَتَّىٰ يَأْتِىَ ٱللَّهُ بِأَمْرِهِۦٓ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
Kur'an sözlüğü · taslak
حَسَدَ وحَسَد وحَاسِد
yoksunlukla ilgili kin
Bir başkasının elde ettiği iyiliğe karşı, onu ortadan kaldırmaya veya ona erişimi engellemeye yönelten içerleme.
Sözcüksel kapsam
Kapsam: özenle seçilmiş parça kümesi · Kullanımlar: 5
Kökler: حسد
Lemmalar: حسد · حاسد
Biçimler: حَسَدًا · يَحْسُدُ · تَحْسُدُ · حَاسِدٍ · حَسَدَ
Kullanım örnekleri (gösterilen: 5; toplam: 5)
Kur'an sırasına göre gösterilen kapsam içi kullanım sayısı: 5.
أَمْ يَحْسُدُونَ ٱلنَّاسَ عَلَىٰ مَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ فَقَدْ ءَاتَيْنَآ ءَالَ إِبْرَٰهِيمَ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَءَاتَيْنَٰهُم مُّلْكًا عَظِيمًا
سَيَقُولُ ٱلْمُخَلَّفُونَ إِذَا ٱنطَلَقْتُمْ إِلَىٰ مَغَانِمَ لِتَأْخُذُوهَا ذَرُونَا نَتَّبِعْكُمْ يُرِيدُونَ أَن يُبَدِّلُوا۟ كَلَٰمَ ٱللَّهِ قُل لَّن تَتَّبِعُونَا كَذَٰلِكُمْ قَالَ ٱللَّهُ مِن قَبْلُ فَسَيَقُولُونَ بَلْ تَحْسُدُونَنَا بَلْ كَانُوا۟ لَا يَفْقَهُونَ إِلَّا قَلِيلًا
وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ
وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ
Bu anlam neden seçildi?
Beş geçişin tümü, tek sıkıştırılmış aday değerlendirilmeden önce karşılaştırıldı. Aile, durumu tutarlı biçimde başka bir tarafın imanı, ilahi lütuf veya beklenen ganimetlerle ve geri çevirme ya da dışlama dürtüsüyle ilişkilendirir. Sığınma ayeti, ayrıca kıskanan kişi bu durumu eyleme döktüğünde zararı belirtir. Bu nedenle aday karşılık, bütün aileye dayanan daha açık bir mahrum bırakma bileşeniyle korunmuştur. Hiçbir çakışma, uyumlu okuma ayrışması veya çözümlenmemiş anlamsal soru kalmamıştır.