مَثَلُهُمْ كَمَثَلِ ٱلَّذِى ٱسْتَوْقَدَ نَارًا فَلَمَّآ أَضَآءَتْ مَا حَوْلَهُۥ ذَهَبَ ٱللَّهُ بِنُورِهِمْ وَتَرَكَهُمْ فِى ظُلُمَٰتٍ لَّا يُبْصِرُونَ
Kur'an sözlüğü · kabul edilmiş
ظلم
mahrum bırakmak
Aksi hâlde hak edilmiş, mevcut ya da erişilebilir olacak şeyi ortadan kaldırmak veya alıkoymak.
Sözcüksel kapsam
Kapsam: anlamsal birim · Kullanımlar: 315
Kökler: ظلم
Lemmalar: ظلم · ظالم · ظلمة · أظلم · ظلام · ظالمة · ظالمي · مظلم · ظلوم · مظلوم
Biçimler: ظَّٰلِمِينَ · ظَلَمُ · ظَّٰلِمُونَ · يَظْلِمُ · أَظْلَمُ · يُظْلَمُ · ظُّلُمَٰتِ · ظَٰلِمِينَ · ظَٰلِمُونَ · ظُلْمًا · ظَلَمْ · ظَلَمَ · تُظْلَمُ · ظُلْمِ · ظُلْمٍ · ظُلُمَٰتِ · ظَلَّٰمٍ · ظُلُمَٰتٍ · يَظْلِمَ · ظُلِمُ · ظَالِمٌ · أَظْلَمَ · تَظْلِمُ · ظَالِمِىٓ · ظُّلُمَٰتُ · ظَالِمَةٌ · ظُلُمَٰتٌ · ظَلَّامٍ · ظَّلَمُ · ظَّالِمِ · يَظْلِمْ · ظُلِمَ · مُظْلِمًا · ظَلَمَتْ · ظَٰلِمَةٌ · ظَلُومٌ · مَظْلُومًا · تَظْلِم · ظَالِمَةً · ظُلُمَٰتٌۢ · يَظْلِم · ظَّالِمُ · ظُلْمٌ · ظَلُومًا · مُّظْلِمُونَ · ظُلْمَ · ظَّلَمْ
Kullanım örnekleri (gösterilen: 10; toplam: 315)
Kapsam içi kullanımlar arasından Kur'an sırasına göre ilk 10 tanesi gösteriliyor; toplam sayı 315. Bunlar, konuma dayalı kısa bir ön izleme olarak sunulmuştur ve gösterilmeyen 305 kullanımın oluşturduğu kanıtlardan daha güçlü sayılıp sıralanmamıştır.
أَوْ كَصَيِّبٍ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فِيهِ ظُلُمَٰتٌ وَرَعْدٌ وَبَرْقٌ يَجْعَلُونَ أَصَٰبِعَهُمْ فِىٓ ءَاذَانِهِم مِّنَ ٱلصَّوَٰعِقِ حَذَرَ ٱلْمَوْتِ وَٱللَّهُ مُحِيطٌۢ بِٱلْكَٰفِرِينَ
يَكَادُ ٱلْبَرْقُ يَخْطَفُ أَبْصَٰرَهُمْ كُلَّمَآ أَضَآءَ لَهُم مَّشَوْا۟ فِيهِ وَإِذَآ أَظْلَمَ عَلَيْهِمْ قَامُوا۟ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَذَهَبَ بِسَمْعِهِمْ وَأَبْصَٰرِهِمْ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
وَقُلْنَا يَٰٓـَٔادَمُ ٱسْكُنْ أَنتَ وَزَوْجُكَ ٱلْجَنَّةَ وَكُلَا مِنْهَا رَغَدًا حَيْثُ شِئْتُمَا وَلَا تَقْرَبَا هَٰذِهِ ٱلشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ
وَإِذْ وَٰعَدْنَا مُوسَىٰٓ أَرْبَعِينَ لَيْلَةً ثُمَّ ٱتَّخَذْتُمُ ٱلْعِجْلَ مِنۢ بَعْدِهِۦ وَأَنتُمْ ظَٰلِمُونَ
وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦ يَٰقَوْمِ إِنَّكُمْ ظَلَمْتُمْ أَنفُسَكُم بِٱتِّخَاذِكُمُ ٱلْعِجْلَ فَتُوبُوٓا۟ إِلَىٰ بَارِئِكُمْ فَٱقْتُلُوٓا۟ أَنفُسَكُمْ ذَٰلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ عِندَ بَارِئِكُمْ فَتَابَ عَلَيْكُمْ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ
وَظَلَّلْنَا عَلَيْكُمُ ٱلْغَمَامَ وَأَنزَلْنَا عَلَيْكُمُ ٱلْمَنَّ وَٱلسَّلْوَىٰ كُلُوا۟ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقْنَٰكُمْ وَمَا ظَلَمُونَا وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
وَظَلَّلْنَا عَلَيْكُمُ ٱلْغَمَامَ وَأَنزَلْنَا عَلَيْكُمُ ٱلْمَنَّ وَٱلسَّلْوَىٰ كُلُوا۟ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقْنَٰكُمْ وَمَا ظَلَمُونَا وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
فَبَدَّلَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ قَوْلًا غَيْرَ ٱلَّذِى قِيلَ لَهُمْ فَأَنزَلْنَا عَلَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ رِجْزًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ بِمَا كَانُوا۟ يَفْسُقُونَ
فَبَدَّلَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ قَوْلًا غَيْرَ ٱلَّذِى قِيلَ لَهُمْ فَأَنزَلْنَا عَلَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ رِجْزًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ بِمَا كَانُوا۟ يَفْسُقُونَ
Diğer anlamların yetersiz kaldığı yerler
haksızlık
2:17
مَثَلُهُمْ كَمَثَلِ ٱلَّذِى ٱسْتَوْقَدَ نَارًا فَلَمَّآ أَضَآءَتْ مَا حَوْلَهُۥ ذَهَبَ ٱللَّهُ بِنُورِهِمْ وَتَرَكَهُمْ فِى ظُلُمَٰتٍ لَّا يُبْصِرُونَ
Alternatif: Allah onların aydınlanmasını aldı ve onları algılayamadıkları haksızlıkların içinde bıraktı.
Araştırma aktarımı: Allah onların aydınlanmasını aldı ve onları ışık mahrumiyetleri içinde, algılayamaz hâlde bıraktı.
Aydınlanmanın kaldırılması ve algılayamama, çoğul bir ahlaki olayı değil, görünür ışıktan mahrumiyeti belirler.
karanlık
2:279
فَإِن لَّمْ تَفْعَلُوا۟ فَأْذَنُوا۟ بِحَرْبٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَإِن تُبْتُمْ فَلَكُمْ رُءُوسُ أَمْوَٰلِكُمْ لَا تَظْلِمُونَ وَلَا تُظْلَمُونَ
Alternatif: Siz karartmazsınız ve karartılmazsınız.
Araştırma aktarımı: Siz mahrum bırakmazsınız ve mahrum bırakılmazsınız.
Geri verilen anapara, hak edilmiş mali miktarı sabitler. Bu etken-edilgen çiftte eksik nesne görünür ışık değildir.
azaltmak
10:27
وَٱلَّذِينَ كَسَبُوا۟ ٱلسَّيِّـَٔاتِ جَزَآءُ سَيِّئَةٍۭ بِمِثْلِهَا وَتَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ مَّا لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ مِنْ عَاصِمٍ كَأَنَّمَآ أُغْشِيَتْ وُجُوهُهُمْ قِطَعًا مِّنَ ٱلَّيْلِ مُظْلِمًا أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ
Alternatif: Sanki yüzleri, azalan bir gecenin parçalarıyla örtülmüş gibiydi.
Araştırma aktarımı: Sanki yüzleri, ışıktan mahrum bir gecenin parçalarıyla örtülmüş gibiydi.
Gece miktar bakımından azalmaz. Onun niteliği sahneyi görünür ışıktan mahrum bırakır.
ezmek
18:33
كِلْتَا ٱلْجَنَّتَيْنِ ءَاتَتْ أُكُلَهَا وَلَمْ تَظْلِم مِّنْهُ شَيْـًٔا وَفَجَّرْنَا خِلَٰلَهُمَا نَهَرًا
Alternatif: Her bahçe ürününü verdi ve ondan hiçbir şeyi ezmedi.
Araştırma aktarımı: Her bahçe ürününü verdi ve ondan hiçbir şeyi mahrum bırakmadı.
Ezmek, ahlaki ya da toplumsal bir mağdur gerektirir; oysa ayet iki bahçenin sağladığı ürün miktarını sınar.
haksız
18:33
كِلْتَا ٱلْجَنَّتَيْنِ ءَاتَتْ أُكُلَهَا وَلَمْ تَظْلِم مِّنْهُ شَيْـًٔا وَفَجَّرْنَا خِلَٰلَهُمَا نَهَرًا
Alternatif: Her bahçe ürününü verdi ve ondan hiçbir şeye haksızlık etmedi.
Araştırma aktarımı: Her bahçe ürününü verdi ve ondan hiçbir şeyi mahrum bırakmadı.
Özne verimli bir bahçe, nesne ise ölçülmüş üründür. Ahlaki haksızlık, bahçenin yapmadığı şeyi tanımlayamaz.