Kur'an sözlüğü · kabul edilmiş

لِقَاء

karşılaşmak

لِقَاء fiil ismi: karşılaşma eylemi veya durumu.

Sözcüksel kapsam

Kapsam: özenle seçilmiş parça kümesi · Kullanımlar: 24

Kökler: لقي

Lemmalar: لقاء

Biçimler: لِقَآءَ · لِقَآءِ · لِقَآئِ · لِّقَآئِ · لِّقَآءِ

Kullanım örnekleri (gösterilen: 10; toplam: 24)

Kapsam içi kullanımlar arasından Kur'an sırasına göre ilk 10 tanesi gösteriliyor; toplam sayı 24. Bunlar, konuma dayalı kısa bir ön izleme olarak sunulmuştur ve gösterilmeyen 14 kullanımın oluşturduğu kanıtlardan daha güçlü sayılıp sıralanmamıştır.

6:31

قَدْ خَسِرَ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِلِقَآءِ ٱللَّهِ حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَتْهُمُ ٱلسَّاعَةُ بَغْتَةً قَالُوا۟ يَٰحَسْرَتَنَا عَلَىٰ مَا فَرَّطْنَا فِيهَا وَهُمْ يَحْمِلُونَ أَوْزَارَهُمْ عَلَىٰ ظُهُورِهِمْ أَلَا سَآءَ مَا يَزِرُونَ

6:130

يَٰمَعْشَرَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ أَلَمْ يَأْتِكُمْ رُسُلٌ مِّنكُمْ يَقُصُّونَ عَلَيْكُمْ ءَايَٰتِى وَيُنذِرُونَكُمْ لِقَآءَ يَوْمِكُمْ هَٰذَا قَالُوا۟ شَهِدْنَا عَلَىٰٓ أَنفُسِنَا وَغَرَّتْهُمُ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا وَشَهِدُوا۟ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ أَنَّهُمْ كَانُوا۟ كَٰفِرِينَ

6:154

ثُمَّ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ تَمَامًا عَلَى ٱلَّذِىٓ أَحْسَنَ وَتَفْصِيلًا لِّكُلِّ شَىْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً لَّعَلَّهُم بِلِقَآءِ رَبِّهِمْ يُؤْمِنُونَ

7:51

ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ دِينَهُمْ لَهْوًا وَلَعِبًا وَغَرَّتْهُمُ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا فَٱلْيَوْمَ نَنسَىٰهُمْ كَمَا نَسُوا۟ لِقَآءَ يَوْمِهِمْ هَٰذَا وَمَا كَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا يَجْحَدُونَ

7:147

وَٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَلِقَآءِ ٱلْـَٔاخِرَةِ حَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ هَلْ يُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

10:7

إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَآءَنَا وَرَضُوا۟ بِٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَٱطْمَأَنُّوا۟ بِهَا وَٱلَّذِينَ هُمْ عَنْ ءَايَٰتِنَا غَٰفِلُونَ

10:11

وَلَوْ يُعَجِّلُ ٱللَّهُ لِلنَّاسِ ٱلشَّرَّ ٱسْتِعْجَالَهُم بِٱلْخَيْرِ لَقُضِىَ إِلَيْهِمْ أَجَلُهُمْ فَنَذَرُ ٱلَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَآءَنَا فِى طُغْيَٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ

10:15

وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَاتُنَا بَيِّنَٰتٍ قَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَآءَنَا ٱئْتِ بِقُرْءَانٍ غَيْرِ هَٰذَآ أَوْ بَدِّلْهُ قُلْ مَا يَكُونُ لِىٓ أَنْ أُبَدِّلَهُۥ مِن تِلْقَآئِ نَفْسِىٓ إِنْ أَتَّبِعُ إِلَّا مَا يُوحَىٰٓ إِلَىَّ إِنِّىٓ أَخَافُ إِنْ عَصَيْتُ رَبِّى عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ

10:45

وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ كَأَن لَّمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا سَاعَةً مِّنَ ٱلنَّهَارِ يَتَعَارَفُونَ بَيْنَهُمْ قَدْ خَسِرَ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِلِقَآءِ ٱللَّهِ وَمَا كَانُوا۟ مُهْتَدِينَ

13:2

ٱللَّهُ ٱلَّذِى رَفَعَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ كُلٌّ يَجْرِى لِأَجَلٍ مُّسَمًّى يُدَبِّرُ ٱلْأَمْرَ يُفَصِّلُ ٱلْـَٔايَٰتِ لَعَلَّكُم بِلِقَآءِ رَبِّكُمْ تُوقِنُونَ

Kur'an içi sözcüksel gerekçe

Ailenin tamamında tek bir işlem

Bu, bağlamın anlamı değiştirmesi değildir. لقي tek bir mekânsal-ilişkisel işlemi, yani karşılaşmayı korur; morfoloji ise bir kullanımın nasıl adlandırılacağını belirler.

Değişmez unsur karşılaşmadır: bir katılımcı ya da aktarılan tema; karşı taraf, alıcı, varış noktası, yüzey, durum, olay veya yönle fiilî temas ya da mevcudiyet ilişkisine girer. Çevresindeki ayet katılımcıları ve koşulları belirler; bu ilişkinin yerine yeni bir sözlüksel anlam koymaz.

Morfoloji bu tek işlemin farklı taraflarını öne çıkarır. I. ve III. kalıp karşılaşmayı doğrudan adlandırır. II. kalıp, alıcıya onunla karşılaşmaya giren şeyi sunar. IV. kalıp bir temayı bir varış noktasıyla karşılaşmaya sokar. V. kalıp alımlayıcı tarafı ‘alma’ olarak adlandırır. VIII. kalıp karşılıklı karşılaşmayı adlandırırken ortaçlar karşılaşan, karşılaşmaya sokan veya alan katılımcıları adlandırır.

27:6 ile 2:37 arasındaki karşıtlık yöntemi görünür kılar. 27:6'da edilgen II. kalıp تُلَقَّى, muhatabı Kur'an'ın kendisine sunulduğu kişi olarak gösterir. 2:37'de etken V. kalıp تَلَقَّى, Âdem'i sözleri alan kişi olarak gösterir. Yüzeyde benzer harfler tek ve ayrımlaştırılmamış bir İngilizce karşılığa izin vermez; kaydedilmiş kalıp ve çatı, karşılaşmanın hangi tarafının öne çıkarıldığını belirler.

تِلْقَاء adı yönü, bir karşılaşmanın bulunduğu yönü adlandırır. Bu nedenle hareket veya bir edat, ‘-e doğru’, ‘karşısında’ ve ‘uyarınca’ ifadelerini adın kendisinin rakip anlamlarına dönüştürmeden, o yöne doğru hareketi ya da oradan kaynaklanmayı ifade edebilir.

Birincil metin kaynakları