وَمَا ظَلَمْنَٰهُمْ وَلَٰكِن ظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ فَمَآ أَغْنَتْ عَنْهُمْ ءَالِهَتُهُمُ ٱلَّتِى يَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مِن شَىْءٍ لَّمَّا جَآءَ أَمْرُ رَبِّكَ وَمَا زَادُوهُمْ غَيْرَ تَتْبِيبٍ
Kur'an sözlüğü · taslak
تبب
düşmek içine yıkım
Bir girişim veya kişi bütünüyle başarısız olacak biçimde kesin kayba, hüsrana ve yıkıma düşmek.
Sözcüksel kapsam
Kapsam: anlamsal birim · Kullanımlar: 4
Kökler: تبب
Lemmalar: تب · تتبيب · تباب
Biçimler: تَتْبِيبٍ · تَبَابٍ · تَبَّتْ · تَبَّ
Kullanım örnekleri (gösterilen: 4; toplam: 4)
Kur'an sırasına göre gösterilen kapsam içi kullanım sayısı: 4.
أَسْبَٰبَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ فَأَطَّلِعَ إِلَىٰٓ إِلَٰهِ مُوسَىٰ وَإِنِّى لَأَظُنُّهُۥ كَٰذِبًا وَكَذَٰلِكَ زُيِّنَ لِفِرْعَوْنَ سُوٓءُ عَمَلِهِۦ وَصُدَّ عَنِ ٱلسَّبِيلِ وَمَا كَيْدُ فِرْعَوْنَ إِلَّا فِى تَبَابٍ
تَبَّتْ يَدَآ أَبِى لَهَبٍ وَتَبَّ
تَبَّتْ يَدَآ أَبِى لَهَبٍ وَتَبَّ