وَلَمَّا رَجَعَ مُوسَىٰٓ إِلَىٰ قَوْمِهِۦ غَضْبَٰنَ أَسِفًا قَالَ بِئْسَمَا خَلَفْتُمُونِى مِنۢ بَعْدِىٓ أَعَجِلْتُمْ أَمْرَ رَبِّكُمْ وَأَلْقَى ٱلْأَلْوَاحَ وَأَخَذَ بِرَأْسِ أَخِيهِ يَجُرُّهُۥٓ إِلَيْهِ قَالَ ٱبْنَ أُمَّ إِنَّ ٱلْقَوْمَ ٱسْتَضْعَفُونِى وَكَادُوا۟ يَقْتُلُونَنِى فَلَا تُشْمِتْ بِىَ ٱلْأَعْدَآءَ وَلَا تَجْعَلْنِى مَعَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ
Kur'an sözlüğü · taslak
فَلَا تُشْمِتْ بِىَ ٱلْأَعْدَآءَ
vermek neden olmak anlam
Bir kişinin düşmanlarını, o kişinin aşağılanmasına kötü niyetle sevindirmek.
Sözcüksel kapsam
Kapsam: özenle seçilmiş parça kümesi · Kullanımlar: 1
Kökler: شمت
Lemmalar: تشمت
Biçimler: تُشْمِتْ
Kullanım örnekleri (gösterilen: 1; toplam: 1)
Kur'an sırasına göre gösterilen kapsam içi kullanım sayısı: 1.
Bu anlam neden seçildi?
Kur'an içi inceleme, 7:150'deki IV. Biçim تُشْمِتْ fiilinin tek geçişini kapsadı. Musa Harun'u başından yakaladıktan sonra Harun, halkın kendisini güçsüz bıraktığını ve neredeyse öldüreceğini açıklar; ardından Musa'ya, düşmanların kendisinin başına gelene kötü niyetle sevinmesine yol açacak bu eylemi yapmaması ve kendisini zalimlerin arasına koymaması için yalvarır. Düşmanca gözlemciler, Harun'un herkesin önündeki aşağılanması ve بِ tümleci, düşmanlara onun kötü durumuna kötü niyetle sevinme fırsatı verme anlamını ortaya koyar. Biçim, yasaklayıcı لَا sonrasında cezimlidir ve söz dizimsel olarak Musa'ya yöneltilmiştir; kayıtlı özellik dizgesi, iki anlamlı ت ön ekini 3FS olarak etiketler, ancak bu sözcüksel yargıyı etkilemez. Hizalanmış kıraat alanı ayrı bir kural gerektiren hiçbir değişke sağlamaz; korumalı hiçbir anlam düzenlenmemiş ve tam bir sözcüksel çakışma bulunmamıştır.