إِن تَجْتَنِبُوا۟ كَبَآئِرَ مَا تُنْهَوْنَ عَنْهُ نُكَفِّرْ عَنكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَنُدْخِلْكُم مُّدْخَلًا كَرِيمًا
Kur'an sözlüğü · taslak
كَرِيم، أَكْرَم، كَرَّمَ، أَكْرَمَ، مُكْرَم، مُكْرِم، إِكْرَام
tutmak anlam duran
Bir varlık, karşılaştırıldığı kümeye göre olumlu değerlendirmeyi mümkün kılan yüksek bir konumda bulunur, bu konuma atanır veya bu konuma göre muamele görür.
Sözcüksel kapsam
Kapsam: anlamsal birim · Kullanımlar: 47
Kökler: كرم
Lemmalar: كريم · أكرم · مكرم · كرم · إكرام · مكرمة
Biçimler: كَرِيمٌ · كَرِيمٍ · كَرِيمًا · مُّكْرَمُونَ · أَكْرَمَ · كَرَّمْ · كَرِيمِ · كِرَامًا · مُكْرَمِينَ · إِكْرَامِ · أَكْرِمِ · مُّكْرِمٍ · كَرِيمُ · مُّكَرَّمَةٍ · كِرَامٍۭ · تُكْرِمُ · أَكْرَمُ
Kullanım örnekleri (gösterilen: 10; toplam: 47)
Kapsam içi kullanımlar arasından Kur'an sırasına göre ilk 10 tanesi gösteriliyor; toplam sayı 47. Bunlar, konuma dayalı kısa bir ön izleme olarak sunulmuştur ve gösterilmeyen 37 kullanımın oluşturduğu kanıtlardan daha güçlü sayılıp sıralanmamıştır.
أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُؤْمِنُونَ حَقًّا لَّهُمْ دَرَجَٰتٌ عِندَ رَبِّهِمْ وَمَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ
وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَهَاجَرُوا۟ وَجَٰهَدُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱلَّذِينَ ءَاوَوا۟ وَّنَصَرُوٓا۟ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُؤْمِنُونَ حَقًّا لَّهُم مَّغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ
وَقَالَ ٱلَّذِى ٱشْتَرَىٰهُ مِن مِّصْرَ لِٱمْرَأَتِهِۦٓ أَكْرِمِى مَثْوَىٰهُ عَسَىٰٓ أَن يَنفَعَنَآ أَوْ نَتَّخِذَهُۥ وَلَدًا وَكَذَٰلِكَ مَكَّنَّا لِيُوسُفَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلِنُعَلِّمَهُۥ مِن تَأْوِيلِ ٱلْأَحَادِيثِ وَٱللَّهُ غَالِبٌ عَلَىٰٓ أَمْرِهِۦ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ
فَلَمَّا سَمِعَتْ بِمَكْرِهِنَّ أَرْسَلَتْ إِلَيْهِنَّ وَأَعْتَدَتْ لَهُنَّ مُتَّكَـًٔا وَءَاتَتْ كُلَّ وَٰحِدَةٍ مِّنْهُنَّ سِكِّينًا وَقَالَتِ ٱخْرُجْ عَلَيْهِنَّ فَلَمَّا رَأَيْنَهُۥٓ أَكْبَرْنَهُۥ وَقَطَّعْنَ أَيْدِيَهُنَّ وَقُلْنَ حَٰشَ لِلَّهِ مَا هَٰذَا بَشَرًا إِنْ هَٰذَآ إِلَّا مَلَكٌ كَرِيمٌ
وَقَضَىٰ رَبُّكَ أَلَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّآ إِيَّاهُ وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِ إِحْسَٰنًا إِمَّا يَبْلُغَنَّ عِندَكَ ٱلْكِبَرَ أَحَدُهُمَآ أَوْ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُل لَّهُمَآ أُفٍّ وَلَا تَنْهَرْهُمَا وَقُل لَّهُمَا قَوْلًا كَرِيمًا
قَالَ أَرَءَيْتَكَ هَٰذَا ٱلَّذِى كَرَّمْتَ عَلَىَّ لَئِنْ أَخَّرْتَنِ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ لَأَحْتَنِكَنَّ ذُرِّيَّتَهُۥٓ إِلَّا قَلِيلًا
وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَنِىٓ ءَادَمَ وَحَمَلْنَٰهُمْ فِى ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ وَرَزَقْنَٰهُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَفَضَّلْنَٰهُمْ عَلَىٰ كَثِيرٍ مِّمَّنْ خَلَقْنَا تَفْضِيلًا
وَقَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱلرَّحْمَٰنُ وَلَدًا سُبْحَٰنَهُۥ بَلْ عِبَادٌ مُّكْرَمُونَ
أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يَسْجُدُ لَهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ وَٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ وَٱلنُّجُومُ وَٱلْجِبَالُ وَٱلشَّجَرُ وَٱلدَّوَآبُّ وَكَثِيرٌ مِّنَ ٱلنَّاسِ وَكَثِيرٌ حَقَّ عَلَيْهِ ٱلْعَذَابُ وَمَن يُهِنِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن مُّكْرِمٍ إِنَّ ٱللَّهَ يَفْعَلُ مَا يَشَآءُ
Diğer anlamların yetersiz kaldığı yerler
cömert
26:7
أَوَلَمْ يَرَوْا۟ إِلَى ٱلْأَرْضِ كَمْ أَنۢبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوْجٍ كَرِيمٍ
Alternatif: yetiştirilmiş her cömert türden
Araştırma aktarımı: yetiştirilmiş her seçkin türden
Bitki türü değerli niteliği taşır, fakat verme eyleminin faili değildir.
hoş
69:40
إِنَّهُۥ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ
Alternatif: bir hoş Elçi
Araştırma aktarımı: bir onurlu Elçi
Elçinin görevi seçkin konum sağlar, çevresel bir duyum değil.
onurlandıran
80:13
فِى صُحُفٍ مُّكَرَّمَةٍ
Alternatif: sayfalar şu-dır onurlandıranlar
Araştırma aktarımı: çokça onurlandırılmış sayfalar
II. kalıp edilgen ortaç biçimbilimi, sayfaları yüksek konumun vericileri değil, alıcıları yapar.
değerli
89:17
كَلَّا بَل لَّا تُكْرِمُونَ ٱلْيَتِيمَ
Alternatif: kavram yapmak değil kavram bu yetim
Araştırma aktarımı: kavram yapmak değil kavram bu yetim
Düzeltme piyasa veya nesne değeriyle değil, kişiler arası iyi davranışla ilgilidir.
yüksek konum
89:17
كَلَّا بَل لَّا تُكْرِمُونَ ٱلْيَتِيمَ
Alternatif: yetimi yüksek konuma getirmiyorsunuz
Araştırma aktarımı: kavram yapmak değil kavram bu yetim
IV. kalıp, derece ilişkisini ettirgenleştirir ve İngilizcede bir muamele fiili gerektirir.