Kur'an sözlüğü · taslak

أَتْرَفَ، مُتْرَف

bol kolaylık ihsan

Bir eyleyici, alıcılara olağan maddi sınırların ötesinde bol dünyevi rahatlık sağlar.

Sözcüksel kapsam

Kapsam: anlamsal birim · Kullanımlar: 8

Kökler: ترف

Lemmalar: مترف · أترف

Biçimler: مُتْرَفِي · مُتْرَفُو · أُتْرِفُ · أُتْرِفْ · أَتْرَفْ · مُتْرَفِينَ

Kullanım örnekleri (gösterilen: 8; toplam: 8)

Kur'an sırasına göre gösterilen kapsam içi kullanım sayısı: 8.

11:116

فَلَوْلَا كَانَ مِنَ ٱلْقُرُونِ مِن قَبْلِكُمْ أُو۟لُوا۟ بَقِيَّةٍ يَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْفَسَادِ فِى ٱلْأَرْضِ إِلَّا قَلِيلًا مِّمَّنْ أَنجَيْنَا مِنْهُمْ وَٱتَّبَعَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مَآ أُتْرِفُوا۟ فِيهِ وَكَانُوا۟ مُجْرِمِينَ

17:16

وَإِذَآ أَرَدْنَآ أَن نُّهْلِكَ قَرْيَةً أَمَرْنَا مُتْرَفِيهَا فَفَسَقُوا۟ فِيهَا فَحَقَّ عَلَيْهَا ٱلْقَوْلُ فَدَمَّرْنَٰهَا تَدْمِيرًا

21:13

لَا تَرْكُضُوا۟ وَٱرْجِعُوٓا۟ إِلَىٰ مَآ أُتْرِفْتُمْ فِيهِ وَمَسَٰكِنِكُمْ لَعَلَّكُمْ تُسْـَٔلُونَ

23:33

وَقَالَ ٱلْمَلَأُ مِن قَوْمِهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِلِقَآءِ ٱلْـَٔاخِرَةِ وَأَتْرَفْنَٰهُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يَأْكُلُ مِمَّا تَأْكُلُونَ مِنْهُ وَيَشْرَبُ مِمَّا تَشْرَبُونَ

23:64

حَتَّىٰٓ إِذَآ أَخَذْنَا مُتْرَفِيهِم بِٱلْعَذَابِ إِذَا هُمْ يَجْـَٔرُونَ

34:34

وَمَآ أَرْسَلْنَا فِى قَرْيَةٍ مِّن نَّذِيرٍ إِلَّا قَالَ مُتْرَفُوهَآ إِنَّا بِمَآ أُرْسِلْتُم بِهِۦ كَٰفِرُونَ

43:23

وَكَذَٰلِكَ مَآ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ فِى قَرْيَةٍ مِّن نَّذِيرٍ إِلَّا قَالَ مُتْرَفُوهَآ إِنَّا وَجَدْنَآ ءَابَآءَنَا عَلَىٰٓ أُمَّةٍ وَإِنَّا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم مُّقْتَدُونَ

56:45

إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ

Diğer anlamların yetersiz kaldığı yerler

toplumsal önder

11:116

فَلَوْلَا كَانَ مِنَ ٱلْقُرُونِ مِن قَبْلِكُمْ أُو۟لُوا۟ بَقِيَّةٍ يَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْفَسَادِ فِى ٱلْأَرْضِ إِلَّا قَلِيلًا مِّمَّنْ أَنجَيْنَا مِنْهُمْ وَٱتَّبَعَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مَآ أُتْرِفُوا۟ فِيهِ وَكَانُوا۟ مُجْرِمِينَ

Alternatif: haksızlık edenler, içinde toplumsal önderler kılındıkları şeyi izlediler

Araştırma aktarımı: zalimler, kendilerine sağlanan sefahat dolu rahatlığın peşine düştüler

İlgi tümleci, insani bir makamı değil, donatma durumunu veya alanını öne çıkarır.

maddi yoksunluk

21:13

لَا تَرْكُضُوا۟ وَٱرْجِعُوٓا۟ إِلَىٰ مَآ أُتْرِفْتُمْ فِيهِ وَمَسَٰكِنِكُمْ لَعَلَّكُمْ تُسْـَٔلُونَ

Alternatif: içinde yaşadığınız yoksunluğa ve meskenlerinize dönün

Araştırma aktarımı: içinde yaşadığınız ayrıcalıklı rahatlığa ve meskenlerinize dönün

Alay, kaçan muhatapları evleriyle birlikte anılan eski bolluk durumlarına geri yöneltir.

yaptı bozulmak

23:33

وَقَالَ ٱلْمَلَأُ مِن قَوْمِهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِلِقَآءِ ٱلْـَٔاخِرَةِ وَأَتْرَفْنَٰهُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يَأْكُلُ مِمَّا تَأْكُلُونَ مِنْهُ وَيَشْرَبُ مِمَّا تَشْرَبُونَ

Alternatif: dünya hayatında onları bozarak inkârlarına neden olduk

Araştırma aktarımı: Onları dünya hayatında bol bir rahatlıkla donattık

Ayet ilahi donatmayı belirtmeden önce onların inançsızlık ve inkârını ayrıca belirler; ahlaki bozulma, sebep olunan sözlüksel olaya eklenemez.

tüm sakinler

34:34

وَمَآ أَرْسَلْنَا فِى قَرْيَةٍ مِّن نَّذِيرٍ إِلَّا قَالَ مُتْرَفُوهَآ إِنَّا بِمَآ أُرْسِلْتُم بِهِۦ كَٰفِرُونَ

Alternatif: yerleşimin her sakini uyarıyı reddettiklerini söyledi

Araştırma aktarımı: halkının ayrıcalıklı bolluk içindeki kişileri uyarıyı reddettiklerini söylediler

Edilgen ortaç, donatılmış ayrıcalıklı topluluğu seçer; her sakini kapsayan eksiksiz bir terimi değil.