Kur'an sözlüğü · taslak

رَكِبَ، رَكْب، رُكْبَان، رَكُوب، رِكَاب، مُتَرَاكِب، رَكَّبَ

binmek

Bir varlığı destekleyici bir taşıyıcının veya katmanın üzerine, içine ya da bileşimine yerleştirmek veya taşımak.

Sözcüksel kapsam

Kapsam: anlamsal birim · Kullanımlar: 15

Kökler: ركب

Lemmalar: ركب · ركبان · متراكب · ركوب · ركاب

Biçimler: تَرْكَبُ · رُكْبَانًا · مُّتَرَاكِبًا · رَّكْبُ · ٱرْكَبُ · ٱرْكَب · رَكِبَ · رَكِبُ · يَرْكَبُ · رَكُوبُ · رِكَابٍ · رَكَّبَ

Kullanım örnekleri (gösterilen: 10; toplam: 15)

Kapsam içi kullanımlar arasından Kur'an sırasına göre ilk 10 tanesi gösteriliyor; toplam sayı 15. Bunlar, konuma dayalı kısa bir ön izleme olarak sunulmuştur ve gösterilmeyen 5 kullanımın oluşturduğu kanıtlardan daha güçlü sayılıp sıralanmamıştır.

2:239

فَإِنْ خِفْتُمْ فَرِجَالًا أَوْ رُكْبَانًا فَإِذَآ أَمِنتُمْ فَٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ كَمَا عَلَّمَكُم مَّا لَمْ تَكُونُوا۟ تَعْلَمُونَ

6:99

وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَخْرَجْنَا بِهِۦ نَبَاتَ كُلِّ شَىْءٍ فَأَخْرَجْنَا مِنْهُ خَضِرًا نُّخْرِجُ مِنْهُ حَبًّا مُّتَرَاكِبًا وَمِنَ ٱلنَّخْلِ مِن طَلْعِهَا قِنْوَانٌ دَانِيَةٌ وَجَنَّٰتٍ مِّنْ أَعْنَابٍ وَٱلزَّيْتُونَ وَٱلرُّمَّانَ مُشْتَبِهًا وَغَيْرَ مُتَشَٰبِهٍ ٱنظُرُوٓا۟ إِلَىٰ ثَمَرِهِۦٓ إِذَآ أَثْمَرَ وَيَنْعِهِۦٓ إِنَّ فِى ذَٰلِكُمْ لَـَٔايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

8:42

إِذْ أَنتُم بِٱلْعُدْوَةِ ٱلدُّنْيَا وَهُم بِٱلْعُدْوَةِ ٱلْقُصْوَىٰ وَٱلرَّكْبُ أَسْفَلَ مِنكُمْ وَلَوْ تَوَاعَدتُّمْ لَٱخْتَلَفْتُمْ فِى ٱلْمِيعَٰدِ وَلَٰكِن لِّيَقْضِىَ ٱللَّهُ أَمْرًا كَانَ مَفْعُولًا لِّيَهْلِكَ مَنْ هَلَكَ عَنۢ بَيِّنَةٍ وَيَحْيَىٰ مَنْ حَىَّ عَنۢ بَيِّنَةٍ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَسَمِيعٌ عَلِيمٌ

11:41

وَقَالَ ٱرْكَبُوا۟ فِيهَا بِسْمِ ٱللَّهِ مَجْر۪ىٰهَا وَمُرْسَىٰهَآ إِنَّ رَبِّى لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ

11:42

وَهِىَ تَجْرِى بِهِمْ فِى مَوْجٍ كَٱلْجِبَالِ وَنَادَىٰ نُوحٌ ٱبْنَهُۥ وَكَانَ فِى مَعْزِلٍ يَٰبُنَىَّ ٱرْكَب مَّعَنَا وَلَا تَكُن مَّعَ ٱلْكَٰفِرِينَ

16:8

وَٱلْخَيْلَ وَٱلْبِغَالَ وَٱلْحَمِيرَ لِتَرْكَبُوهَا وَزِينَةً وَيَخْلُقُ مَا لَا تَعْلَمُونَ

18:71

فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَا رَكِبَا فِى ٱلسَّفِينَةِ خَرَقَهَا قَالَ أَخَرَقْتَهَا لِتُغْرِقَ أَهْلَهَا لَقَدْ جِئْتَ شَيْـًٔا إِمْرًا

29:65

فَإِذَا رَكِبُوا۟ فِى ٱلْفُلْكِ دَعَوُا۟ ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ فَلَمَّا نَجَّىٰهُمْ إِلَى ٱلْبَرِّ إِذَا هُمْ يُشْرِكُونَ

36:42

وَخَلَقْنَا لَهُم مِّن مِّثْلِهِۦ مَا يَرْكَبُونَ

36:72

وَذَلَّلْنَٰهَا لَهُمْ فَمِنْهَا رَكُوبُهُمْ وَمِنْهَا يَأْكُلُونَ

Diğer anlamların yetersiz kaldığı yerler

yolculuk etmek

6:99

وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَخْرَجْنَا بِهِۦ نَبَاتَ كُلِّ شَىْءٍ فَأَخْرَجْنَا مِنْهُ خَضِرًا نُّخْرِجُ مِنْهُ حَبًّا مُّتَرَاكِبًا وَمِنَ ٱلنَّخْلِ مِن طَلْعِهَا قِنْوَانٌ دَانِيَةٌ وَجَنَّٰتٍ مِّنْ أَعْنَابٍ وَٱلزَّيْتُونَ وَٱلرُّمَّانَ مُشْتَبِهًا وَغَيْرَ مُتَشَٰبِهٍ ٱنظُرُوٓا۟ إِلَىٰ ثَمَرِهِۦٓ إِذَآ أَثْمَرَ وَيَنْعِهِۦٓ إِنَّ فِى ذَٰلِكُمْ لَـَٔايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

Alternatif: tane o yolculuk etmek

Araştırma aktarımı: tahıl yığılmış içinde katmanlar

Ortaç, yer değiştirmeyi değil, bir küme içindeki katmanlı iç yapılanmayı anlatır.

toplamak

11:41

وَقَالَ ٱرْكَبُوا۟ فِيهَا بِسْمِ ٱللَّهِ مَجْر۪ىٰهَا وَمُرْسَىٰهَآ إِنَّ رَبِّى لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ

Alternatif: orada Allah'ın adıyla toplanın

Araştırma aktarımı: kavram o içinde bu ad-ın Allah

I. kalıp ve taşıt edatı insanları bir taşıyıcının içine yerleştirir; ettirgen bileşim II. kalıp gerektirir.

binici

36:72

وَذَلَّلْنَٰهَا لَهُمْ فَمِنْهَا رَكُوبُهُمْ وَمِنْهَا يَأْكُلُونَ

Alternatif: onlardan binicileri vardır ve onlardan yerler

Araştırma aktarımı: onlardan binekleri vardır ve onlardan yerler

Çiftlik hayvanları, binmek için kullanılabilen taşıyıcılardır; onların taşıdığı insanlar değildir.

binmek

82:8

فِىٓ أَىِّ صُورَةٍ مَّا شَآءَ رَكَّبَكَ

Alternatif: dilediği biçimde seni bindirdi

Araştırma aktarımı: O, seni dilediği hangi biçimdeyse o biçimde bir araya getirdi

II. Kalıp, etkilenen bir nesneyi oluşturan nedensel bir kılıcı getirir; dışarıdan bir taşıyıcı yoktur.

binmek

84:19

لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَن طَبَقٍ

Alternatif: bir aşamadan sonra bir aşamaya bineceksin

Araştırma aktarımı: evreden evreye geçeceksiniz

Ardışık durum isimleri, geçilip aşılan mecazi katmanlar işlevi görür; bu nedenle İngilizce, yapısal bir geçiş karşılığını seçer.