وَءَاتِ ذَا ٱلْقُرْبَىٰ حَقَّهُۥ وَٱلْمِسْكِينَ وَٱبْنَ ٱلسَّبِيلِ وَلَا تُبَذِّرْ تَبْذِيرًا
Kur'an sözlüğü · taslak
بذر
savurgan dağılma
Kaynakların haklı tahsis yerinden uzağa savurganca dağıtılması.
Sözcüksel kapsam
Kapsam: özenle seçilmiş parça kümesi · Kullanımlar: 3
Kökler: بذر
Lemmalar: تبذر · تبذير · مبذر
Biçimler: تُبَذِّرْ · تَبْذِيرًا · مُبَذِّرِينَ
Kullanım örnekleri (gösterilen: 3; toplam: 3)
Kur'an sırasına göre gösterilen kapsam içi kullanım sayısı: 3.
وَءَاتِ ذَا ٱلْقُرْبَىٰ حَقَّهُۥ وَٱلْمِسْكِينَ وَٱبْنَ ٱلسَّبِيلِ وَلَا تُبَذِّرْ تَبْذِيرًا
إِنَّ ٱلْمُبَذِّرِينَ كَانُوٓا۟ إِخْوَٰنَ ٱلشَّيَٰطِينِ وَكَانَ ٱلشَّيْطَٰنُ لِرَبِّهِۦ كَفُورًا
Bu anlam neden seçildi?
Üç hedefin tümü birbiriyle sıkı bağlantılı tek bir yasak oluşturur: çekimli II. kalıp fiil, kendi kökünden fiil ismiyle pekiştirilir; sonraki etken ortaç ise eylemi uygulayanları sınıflandırır. Önce gelen, her hak sahibine hakkını verme buyruğu, karşıtlığı kaynakların savurganca yanlış yönlendirilmesi olarak kesinleştirir.